Günümüz Türkiye’si ve 1991 Sanal Gerçeklik (VR) Çalışmaları

Sizlerle dikkatimi çeken bir şeyi paylaşmak istiyorum ama öncesinde 90’lar Türkiye’sinden kısaca bahsetmem gerekiyor.

90’lı Yıllarda Türkiye

Özellikle X kuşağının yani 90lı yıllar ve öncesinde doğan neslin iyi bildiği gibi 90’lı yıllar ülkemiz için gerçekten sıkıntılı geçen yıllardı. Örneğin; o tarihlerin en önemli olaylarından biri Körfez Krizi yani Irak Savaşıydı. Sınır komşumuzda meydana gelen bu olay Iraklı mültecilerin ülkemize girmesine neden olmuştu. Bunun da ekonomimize mikro ve makro etkileri olmuştu. (Bu senaryo size de tanıdık geldi değil mi?) Halbuki 1990 yılında ülkeye 4 milyar dolar sermaye girişi olmuştu. Bu durum doğal olarak TL’nin değerini arttırıyordu. Ayrıca dış borç stoku 8 milyar dolar civarındaydı. Kısa vadeli borçlar ise 4 milyar dolar civarlarında seyrediyordu. T.Lirasının değerinin artması ihracatı engelliyor buna karşı ithalat artıyordu. 1991 yılında Körfez Krizi olduğunda Türkiye de ki yabancı sermaye gitti. Turizm gelirleri düştü.2,6 milyar dolarlık sermaye kaçışı ülkeyi durgunluğa soktu. Irak’la durdurulan petrol ticareti ülkeyi petrol sıkıntısına soktu. ABD savaş öncesinde Türkiye’ye verdiği sözlerin çoğunu yerine getirmedi. *1 Şimdi diyeceksiniz ki “iyi güzel de kardeşim, bunları bize neden anlatıyorsun ?”. Birazcık sabredin arkadaşlar sonuna geldim. O yıllarda yaşanan Merve Kavakçı Krizi, faili meçhul cinayetler, kardak kayaalıkları olayı, sivas katliamı ve susurluk kazası … vs. vs. vs

Eee, Peki … ?

Biz bunlarla meşgul olurken zaman geçti ve 2008 yılına geldik. O  senenin 25 Temmuz’unda, 47 yaşında Pankreas kanserinden hayata gözlerini yuman Profesör Doktor Randy Pausch üniversitedeki son dersini geride bıraktığı küçük çocuklarına adadı ve o dersin videosunu çekti. Eğer o Dersin Videosu’nu izlemeyen varsa -ki ilgili video ve bazı ekşi sözlükteki bazı yorumlar burada– lütfen izleyip fikir edindikten sonra bu yazının devamını okuyun.
Çok duygusal ve etkileyici bir konuşma olmuş. Akıllarda kalan bir ders vermiş Profesör. İnsanın o derste orada olası geliyor. Özellikle benim için keşke benim babam da bana böyle bir miras bıraksaydı diyorum. Doğruyu söylemek gerekirse konuşmanın sonunda gözlerim yaşardı ama dikkatimi çeken şey bunların hiçbiri değil. Belki de hiçbirimizin dikkatini çekmeyen bir nokta gözüme çarptı. Videonun 3:38 inde geçen kare. Dikkatli bakın o kareye. Ne görüyorsunuz? Sanal gerçeklik araştırmaları değil mi?

Nasıl ya ?

Evet evet sanal gerçeklik araştırmaları. Hem de 1991 yılında. Çok ilginç değil mi? Günümüzde VR gözlükleri olarak piyasada kendine milyarlarca dolarlık yer edinen, hatta markaların daha da üzerine gidip AR(Artırılmış Gerçeklik)’e döndükleri bir teknoloji. Videoyu ilk izlediğimde ne kadar şaşırdığımı tahmin bile edemezsiniz. Bizim o yıllarda teknolojiyi bir kenara bırakıp uğraştığımız siyasi meselelerin hepsi şimdi toz olup uçmuşken, o günlerde kenara bıraktığımız teknoloji yaklaşık 30 sene sonrasını yani bugünleri etkisi altına alıp yönetiyor. En acısıysa biz de bunları ancak uzaktan izleyebiliyoruz. İşte tam bu noktada bizim genç ve yeni nesil olarak, değer verdiğimiz ne varsa onun uğruna günlük siyasi ve gündemi meşgul eden meseleleri bırakmamız, kendimizi geliştirmemiz, onlar 1 çalışıyorsa 10 çalışmamız, teknolojiye ve bilime yönelmemiz gerekiyor. Evet günümüzü kasıp kavuran bu teknolojiye şu an markalar milyonlarca dolar harcıyor. Hatta bu teknolojiyi bir adım ileriye götürüp AR denilen Artırılmış Gerçeklik teknolojisine yöneliyorlar ve yakın gelecekte büyük bir piyasaya sahip olacağını ön görüyorlar. VR ve AR teknolojisinin şu anda milyarlarca dolar pazar payı var. Fakat biz hala kısa vadede değiştiremeyeceğimiz, bize fayda sağlamayan günlük siyasi olaylarla uğraşıyor, kitap okumuyor, araştırmıyor, kendimize ait fikir bile üretmiyor, kendimize bahaneler bulmakla meşgul oluyoruz. Bu sırada Prof. Dr. Randy Pausch gibi insanlar ise bundan 20-30 yıl sonrasını, hatta 50-100 yıl sonrasını şekillendirecek teknolojiler üzerinde çalışıyor ve kendilerini geliştiriyorlar. Her sabah uyandığımızda bize o günü yaşamaya değer kılan ne varsa -ki bu kendi hayatımızı daha iyi yaşamak olabilir, çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakmak olabilir, ailemiz, vatan ya da milletimiz olabilir- onun uğruna çalışmamız daha da önemlisi çabalamamız, okumamız, kendimizi geliştirmemiz ve üretmemiz gerekiyor. Kitapla, bilimle ve teknolojiyle kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: